Kolon ve Rektum Hastalıkları

ÜLSERATİF KOLİT VE CROHN HASTALIĞI

CROHN HASTALIĞI

Crohn hastalığı sindirim sisteminin herhangi bölümünü tutabilen iltihaplanma ve yaralar ile karakterize bir hastalıktır. Ağızdan anüse kadar her yeri etkilemesine karşın, sıklıkla terminal ileum adı verilen ince bağırsağın son kısmını tutar. Bazı hastalar ise öncelikle kalın bağırsağın son bölümü olan anorektal (makat ve rektum) tutulumu ile gelirler. Crohn hastalığının tedavisi uzundur, sabır gerektirir, bazen de hastaları tam olarak tedavi etmek mümkün olmaz.

Sindirim sistemi besinlerin taşınması, sindirilmesi, emilmesi ve kalanın atılması görevlerini yapan bir organ sistemidir. Bu iltihaplanma ve yaralar her zaman sindirim sisteminin en iç tabakasından (mukoza) başlar. Daha sonra ise hastalık ilerleyerek bağırsağın tüm katlarını tutar. Böylece hastalarda sindirim ve besin emilimi bozulur.

NEDENLER

Crohn hastalığının asıl nedeni bilinmemektedir. Güncel araştırmalar, bağışıklık sistemi sorunlarının ve bakteriyel enfeksiyonların Crohn hastalığının gelişim riskini artırdığını göstermiştir. İnflamatuar bağırsak hastalığı olan bireylerin yakın akrabalarında da bu hastalığa yakalanma sıklığı artmaktadır.

BELİRTİLER

Crohn hastalığı bir karın hastalığı veya anüs (makat) hastalığı olarak, ya da her ikisi ile beraber kendini gösterebilir. Hastalık genelde komplikasyonlarla ortaya çıkar.

Bunlar;

1. Barsak enfeksiyonuna bağlı karın içi abse (iltihap toplanması) oluşmasına bağlı yüksek ateş, karın ağrısı,

2. Uzun dönemde yaralara ve enfeksiyona bağlı olarak ince bağırsakta daralma ve sonuçta bağırsak tıkanıklığı,

3. İnce bağırsak ile, diğer bir bağırsak kısmı, idrar kesesi gibi diğer bir organ veya cilt arasında fistül adı verilen bir tünel ile bağlantı gelişmesi hastalık için oldukça tipiktir. Bunun sonucu olarak hastalarda ciddi enfeksiyonlar ve beslenme yetersizliği,

Daha önce karın içi abse nedeniyle ameliyat edilen Crohn hastasında karın cildi ve kasık bölgesinde görülen gaita gelen fistül ağızları

4. Makat çevresinde birden çok ve sık tekrarlayan abseler ve perianal fistüller görülür.

Crohn hastasında birden çok perianal fistül ağızları
Aynı hastada karın cildine açılan ince bağırsak fistüllerine torba yerleştirilmiş

Bunların dışında Crohn hastalığında genel bulgular;

  •  Karında kramplar
  •  Karın ağrısı
  •  Uzun süren ishal
  •  Yüksek ateş
  •  İştahsızlık, halsizlik, yorgunluk, kansızlık
  •  Ağızda yaralar, eklemlerde ağrı, deride döküntüler
  •  Bulantı kusma
  •  Kronik kabızlık
  •  Bağırsak hareketleri ile beraber olan kanamalar
  •  Kanama
  •  Kilo kaybı
  •  Anal akıntılar
  •  Makat abseleri
  •  Makat çatlakları

TIBBİ TEDAVİ

Acil cerrahi gerekmedikçe ilaçla tedavi ilk seçenektir. Başlangıç için bir çok tedavi seçeneği mevcuttur ve bunlar uzun bir süre hastalığı kontrol etmek için hastaya yardımcı olmaktadır. Başlangıç için en yaygın tedavi, ağızdan veya anüsden uygulanan iltihap giderici ve enfeksiyon önleyici ilaçlardır. Hastalığın şiddetine göre steroid içeren ilaçlar da tedaviye eklenebilir. Son yıllarda anti-TNF ilaçlarının kullanımı da bu hastalar için umut verici olmuştur. Crohn hastalarında diyet kısıtlamasının kesin bir faydası olmamakla beraber atak sıklığına yol açması nedeniyle aspirin ve romatizma ilaçlarından kaçınılması gerekir.

CERRAHİ TEDAVİ

Cerrahi tedaviler hastalığa bağlı olarak gelişebilecek komplikasyonlar durumunda ya da makat çevresi hastalıklarda gerekebilir. Acil cerrahi, bağırsakta bir delinme ya da tıkanıklık oluştuğunda uygulanır. En sık uygulanan ameliyat, sıklıkla tutulan ince bağırsağın son kısmının çıkartılması bağırsağın tekrar uç-uca birleştirilmesidir. Medikal tedavi ile düzelmeyen karın içi ve cilt fistüllerinde de karın ameliyatı zorunlu olur.

Anüs çevresinde oluşmuş abseler açılıp boşaltılır. Perianal fistüllerde ise çoğunlukla büyük cerrahilerden kaçınmak gerekir. Bu fistüllerde seton adı verilen küçük bir bant ile fistül ortadan kaldırılmaya çalışılır hem de enfeksiyon kontrol altına alınmış olur. Ağır vakalarda ise makat çevresi enfeksiyonu tedavi edebilmek için büyük abdesti karın cildi üzerinden (stoma) dışarı almak gerekir.

TAKİP TEDAVİ

Bu dönemde hekiminizle birlikte iyi bir takip önemlidir. Böylece belirtileri kontrol etmek adına iyi bir tedavi planı yapılabilir. Eğer bir Crohn hastası iseniz hayatınız boyunca tedavi altında olmalısınız. Crohn hastalığı kalın bağırsağınızı da tutmuşsa, artmış bir kalın bağırsak kanseri riski söz konusudur. Bu risk kalın bağırsağın tutulumundan 8-10 yıl sonra artmaya başlar. Bu hastalarda düzenli kolonoskopik muayene ve takip gerekir.

TEKRARLAMA RİSKİNİ NASIL AZALTABİLİRİM ?

İlaçlarını düzenli kullanmayan veya tedaviyi bırakan hastalarda hastalık sık tekrarlar. Hekiminizin önerilerine kulak vermek hayati derecede önemlidir. Sigara herkes için tüm organları tehdit eden bir risk oluşturur. İçiyorsanız bırakmanız tavsiye olunur. Crohn hastalarında sigara içmek atakları artırır, bırakmak ise azaltır.


ÜLSERATİF KOLİT NEDİR ?

Ülseratif kolit (ÜK) , tüm kalın barsağı (kolon ve rektum) tutan iltihaplı bir barsak hastalığıdır. Bu hastalıkta, iltihap kalın barsağın en iç tabakası olan mukoza ile sınırlıdır. ÜK iyileşme ve atakların olduğu kronik bir hastalıktır. Tıbbi (ilaçla) tedavi ilk seçenektir. Takiplerde eğer hastada cerrahi ihtiyacı oluşursa, Crohn hastalığından farklı olarak genellikle tedavi edilebilir bir hastalıktır.

ÜLSERATİF KOLİT BELİRTİLERİ NELERDİR ?
En sık belirtiler;

  •  Karında kramplar halinde gelen ağrı
  •  İshal
  •  Rektal kanama
  •  Makattan sümüksü akıntı
  •  Ateş, halsizlik ve kilo kaybı

Bu şikayetlere eşlik eden göz enfeksiyonları, eklem ağrısı ve karaciğer safra yolları hastalığı bulguları (sarılık ve karaciğer testlerinde bozulma)

KİMLER ÜLSERATİF KOLİT RİSKİ ALTINDADIR ?

ÜK, herhangi bir yaşta görülebilirse de çoğu hastada belirtiler kırklı yaşlarda başlar. Nadiren, hayatın geç dönemlerinde, 60-70?li yaşlarda da başlayabilir. Kadın ve erkekler eşit olarak etkilenir. Ailede ÜK hastası olması, hastalık riskini artırmaktadır.

ÜLSERATİF KOLİT NEDENLERİ NELERDİR ?

Tam olarak ÜK?in nedeni bilinmemektedir. Güncel çalışmalar vücudun bağışıklık sistemindeki bozukluklar ve bakteriyel enfeksiyonlar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bulaşıcı bir hastalık değildir

HASTALAR NASIL DEĞERLENDİRİLİR ?

Başlangıç olarak iyi bir tıbbi öykü alınmalı ve ayrıntılı fizik muayene yapılmalıdır. Kalın barsağın son kısmı olan rektum ve ince barsağın son kısmı olan ?terminal ileum?u da içeren tam kolonoskopi yapılır ve bağırsak biyopsileri ile tanı koymak mümkündür. Kolonoskopi bulguları ve biyopsi hastalığın ciddiyetini ve yaygınlığını değerlendirmede son derece önemlidir . Bu sonuçlar uygun tedaviyi belirlemede kılavuzluk edecektir. Bazen ÜK hastalığını, sadece kalın bağırsağı tutan Crohn hastalığından ayırdetmek güç olabilir.

ÜLSERATİF KOLİT KANSERE DÖNER Mİ ?

Ülseratif Kolit hastalığı kolorektal kanser gelişimi için bir risk faktörüdür. ÜK tanısı aldıktan sonra 10 yıl içinde hastaların %3-5?inde, ikinci 10 yılda ise %20?sinde kalın bağırsak kanseri gelişir. Bu hastalarda kanser gelişiminden önce, kanser gelişimi için öncü kabul edilen ?displazi? içeren lezyonlar gelişir. Bu nedenle ülseratif kolit hastalarının en geç 10. yıldan itibaren tarama kolonoskopileri yaptırmaları gerekir. Bu şekilde displazi içeren lezyonlar saptandığında ameliyat ile kalın bağırsak çıkartılır ve kolon kanseri gelişimi engellenmiş olur.

ÜLSERATİF KOLİT NASIL TEDAVİ EDİLİR ?

Ülseratif Kolit tanısı alan hastalarda ilaçla tedavi her zaman ilk seçenektir. Başlangıç tedavisi olarak hem hastalığın asıl tedavisine; hem de hastanın hayat kalitesini artırmaya yönelik bir çok alternatif tedavi mevcuttur. Başlangıç için genellikle iltihap önleyici ve giderici ilaçlar, steroid içeren ilaçlar ile beraber başlanır. Hastalığın durumuna göre bu ilaçlar, ağız yoluyla alınabileceği gibi makattan fitil, lavman gibi yöntemlerle de kullanılabilir.

CERRAHİ TEDAVİ SEÇENEKLERİ NELERDİR ?

Ülseratif kolit hastalarında cerrahi tedavi iki durumda uygulanır;

    1. Acil Cerrahi:
      •  Kolonda delinme, tıkanıklık
      •  Kolonda aşırı genişleme (Toksik megakolon)
      •  Durdurulamayan kanama
      •  İlaç tedavisine cevap vermeyen fulminan kolit (zehirli barsak)

      Bu durumlarda artık hastaların acil ameliyata alınması gerekir. Acil cerrahide genellikle hastalıklı kalın barsak çıkarılır, rektum yerinde bırakılır. İnce barsağın son parçası olan ileum karın ön duvarından dışarı alınarak, dışkının dışarı alınabilmesine olanak sağlayan bir ?ileostomi? yapılır. Hasta iyileştikten sonra ikinci bir ameliyatla rektum çıkartılır. İnce bağırsak, dışkının depolanabilmesi amacı ile kese (ileal poş) şekline getirilir ve anal kanala bağlanır. Bu ameliyat sonrası tam iyileşmeyi takiben daha önce oluşturulmuş ileostomi kapatılır. Bu şekilde bağırsak devamlılığı tam olarak sağlanır.

    2. Planlı Ameliyat:
      •  İlaçla tedaviye yanıt vermeyen, sık atak geçiren hastalar
      •  Eklem deri lezyonları olan hastalar
      •  Kolonoskopide kalın barsak kanseri veya kanser dönüşme riski olan hastalar;

Planlı olarak ameliyat edilmelidirler.
Planlı cerrahide, kolon ve rektum çıkartılır. İnce barsak bir kese şekline (ileal poş) getirilir ve anal kanala bağlanır. Bu bağlama (anastomoz) iyileşinceye kadar, dışkıyı bir torba ile dışarı alabilmek için bir ?ileostomi? oluşturulur. Sonraki aylarda küçük bir cerrahi ile bu ileostomi kapatılır, hasta normal yoldan dışkılama fonksiyonuna yeniden kavuşur. Ameliyatın laparoskopik (kapalı) yöntemlerle yapılabilmesi hastaların daha erken iyileşmesine olanak tanır.

BENİ CERRAHİDEN SONRA NELER BEKLER ?

Cerrahiden sonra gün içinde 5-6 kere gece boyunca da 1 kere büyük abdest yapmak normal kabul edilir. Sonradan oluşturulan yeni rektum yani ileal poşda enfeksiyon (poşit) gelişebilir. Bu durum genellikle antibiyotiklerle başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Sık poşit geçiren hastaların yaklaşık %10?nunda poşun çıkarılması ve kalıcı ileostomiye geçilmesi gerekebilir.

CERRAHİDEN SONRA TAKİP NASIL OLMALIDIR ?

Hastaların ameliyat sonrası kontrollerini aksatmaması gerekir. Hasta takiplarinde poşun fonksiyonu ve sağlığı değerlendirilmelidir. Genç kadın hastalarda gebe kalma şansını azaltmamak için cerrahi tedavi kararı ertelenebilir.

KOLON VE REKTUM POLİPLERİ

Polipler toplumun yaklaşık %20-30’unda görülen ve görüntüleme yöntemlerinde oldukça sık karşılaşılan oluşumlardır. Polipler, bağırsağın mukoza adı verilen en iç tabakasındaki kontrolsüz büyüme sonucunda gelişirler. Polipler, kalın barsağın tümünde görülebilir ancak daha sıklıkla sol kolonda, sigmoid kolonda ve rektumda gelişirler. Polipler iyi huylu tümörler olmakla beraber bazı tipleri yıllar içinde kansere dönüşebilir. Kolon ve rektum kanserlerinin %90’dan fazlası ise bir polipden gelişir. Bazı polipler düzdür, bazıları saplıdır, büyüklükleri ve dokusal özellikleri de birbirinden farklı olabilir. Bu farklılıklar kanser gelişimi için son derece önemlidir. Örnek vermek gerekirse;

Poliplerin % 65-80’i tübüler yapıdadır ve kanser gelişi % 5’dir. Fakat tübüler polip 2 santimetreden büyük ise kanser gelişimi %45’lere çıkar. Hastalarda var olan poliplerin %10’u villöz yapıdadır ve bu poliplerin %45’i kansere döner. Eğer villöz polip 2 santimetreden büyük ise hastaların %55’inde bağırsak kanseri gelişir. Benzer şekilde düz poliplerde, saplı poliplere göre kanser gelişim riski daha yüksektir.

Saplı tübüler polip
Düz tabanlı villöz polip

Eğer bu polipler kansere daha dönüşmeden çıkartılabilirse bağırsak kanseri gelişimi de önlenmiş olur. Bu nedenle kolorektal tarama programları son derece önemlidir. Kişilere belli aralıklarda uygulanan kolonoskopi ile, eğer varsa polipler çıkartılır ve toplumda kolorektal kanser gelişme riskini böylece azaltılmış olur.

Kolonoskopide Polip Çıkartılması İşlemi

Normal kolon mukozasından bir polip gelişimi ve bu polibin kansere dönüşüm süreci yaklaşık 7-10 yıldır. Bu nedenle kolonoskopide hiç polip saptanmayan bireylerin 7 ila 10 yılda bir kolonoskopi tetkikleri yaptırması yeterli olacaktır.

Polip Kanser Dönüşümü

Poliplerin Belirtileri Nelerdir ?

Birçok kolorektal polip herhangi bir belirtiye yol açmaz. Bu yüzden tarama programlarının ve görüntüleme tetkiklerinin yapılması oldukça önemlidir. Poliplerin varlığı bazı hastalarda dışkıda kan görülmesine yol açabilir. Aşırı mukus üretimi, barsak alışkanlığında değişiklik, ishaller ve karın ağrısı polip varlığında görülebilen diğer belirtilerdir.

Poliplere Nasıl Tanı Konur ?

Polipleri saptamak için kullanılan en yaygın yöntem kolonoskopidir. Bu günübirlik işlem sırasında doktorunuz uzun, esnek ve ışıklı bir alet yardımıyla kalın barsağınızı inceler. Eğer işlem sırasında polipler saptanırsa aynı zamanda bunlar da çıkarılır. Diğer radyolojik görüntüleme yöntemleri ile poliplerin saptanması mümkün değildir. Diğer hastalıklar nedeniyle yapılan tomografi tetkiklerinde, çok büyük polipler ancak şans eseri görüntülenebilir. Eğer kolonoskopide bir polip saptanırsa bunların çıkarılması veya takibinin yapılabilmesi amacıyla belli aralıklarla kolonoskopi tekrarı gerekir.

Poliplerin Tedavi Edilmesi Gerekli midir ?

Kolorektal bir polibin kansere dönüşüp dönüşmeyeceğini tahmin etmede görsel bir kanıt olmadığı için poliplerin çıkarılması ve patolojik inceleme yapılması gerekmektedir. Poliplerin büyük bir çoğunluğu kolonoskopi sırasında çıkarılabilir. Büyük ve düz tabanlı poliplerde, kolonoskopi ile çıkartmak, zor, yetersiz ve barsak delinmesi açısından riskli olabilir. Bu nedenle bazı hastalarda polibin çıkarılması için cerrahi tedavi gerekebilir. Eğer kolonoskopi ile çıkartılması mümkün olmayan rektum poliplerinde TAMİS yöntemi ile polip çıkartılabilir.

Bu yöntemde laparoskopik cerrahi aletler anal yolla barsak içine yerleştirilerek, polip tam kat kesilir ve oluşturulan açıklık dikilerek kapatılır. Bu şekilde hastada karın yolu ile bağırsağın çıkartılacağı cerrahi tedaviden kaçınılmış olur.

Polipler Nüksedebilir mi ?

Bir bağırsak polibi tamamen çıkarıldığında aynı yerde nüks görülme olasılığı oldukça düşüktür. Bununla birlikte, polip çıkartılan bir hastada kolonda yeni poliplerin gelişme ihtimali devam eder. Bu nedenle doktorunuz size poliplerin çıkarılmasını takiben genellikle 3 ila 5 yıl aralıklarla takip kolonoskopileri yapılmasını önerecektir.

KOLON VE REKTUM CERRAHİSİNDE LAPAROKOPİK CERRAHİ

Kolon ve rektumun açık ya da laparoskopik cerrahi teknik ile tedavi edilebilen farklı bir çok hastalığı bulunmaktadır. Karın içinde yapılan ameliyatlar için cerrahlar karın cildi üzerinde uzun bir kesiye gereksinim duyarlar. Bu uzun kesiye bağlı olarak hastaların hastanede yatış süreleri ve normal günlük aktivitelere dönüş süreleri uzamaktadır. Laparoskopik cerrahide ileri teknoloji kullanılarak uzun bir kesiden kaçınılarak ince ve kalın barsakların iyi ve kötü hastalıkları başarılı bir şekilde tedavi edilebilir.

Laparoskopik cerrahi de cerrah yarım santimetre genişliğinde bir kesi yapar ve buradan karın içine ince metal bir teleskop yerleştirilir ki buna laparoskop adı verilir. Cerrah karın içini, hastalığın durumunu ve yaygınlığını laparoskop ile değerlendirdikten sonra diğer cerrahi aletleri yapılan diğer küçük kesilerden karın içine yerleştirerek ameliyata başlamış olur. Çıkartılacak hastalıklı bağırsak segmentleri de gene bu kesiler kullanılarak dışarı alınır.

Laparoskopik cerrahide, hastalığın başarılı bir cerrahi tedavisi için geleneksel cerrahi aşamalarında neler yapılıyorsa, aynı cerrahinin yapılması amaçlanır. Bu nedenle başarılı bir cerrahi için laparoskopik cerrahi deneyim ve tecrübe son derece önemlidir.

Laparoskopik cerrahide kesi küçük yapıldığı için, hastaların hastanede kalış süreleri, daha kısa ameliyat sonrası ağrıları daha az, günlük hayatlarına işlerine dönüş süreleri daha kısa olmaktadır. Bunun yanı sıra ameliyat sonrası cerrahi izleride o kadar az olur.

Her hasta veya hastalık laparoskopik cerrahi için uygun olmayabilir. Hastalar ve cerrahlar için esas önemli olan hangi teknik uygulanırsa uygulansın, başarılı bir cerrahi gerçekleştirilmesidir. Laparoskopik ve geleneksel cerrahiyi karşılaştıran çalışmalar göstermiştir ki, tecrübeli merkezlerde, kolon ve rektum kanserinde her iki tekniğin uzun dönemde sonuçları benzerdir fakat laparoskopik cerrahide daha hızlı iyileşme olmaktadır.

KOLOREKTAL KANSERDE TARAMA VE TAKİP

Kolorektal Kanser Riski nedir ?

Kolorektal kanser bütün etnik grupları etkileyen deri harici kanserler içerisinde görülen 3. en sık kanserdir. Her yıl yaklaşık 1.5 milyon kişi kolorektal kanser tanısı alırken bunların 500 binden fazlası ölmektedir. Tüm dünyada yaşam boyu bu hastalığa yakalanma riski ise %5’tir. Her yıl yaklaşık 140 bin kişi kolorektal kanser tanısı alırken bunların 50 binden fazlası ölmektedir.Ülkemizde ise her yıl 15 bin kişi kolorektal kanser tanısı almaktadır ve 7400 insan da bu hastalık yüzünden hayatını kaybetmektedir.

Ailesinde ya da kendisinde kolorektal kanser öyküsü olan kişilerde artmış bir risk söz konusudur. Benzer şekilde, öyküsünde meme, rahim veya yumurtalık kanseri olan kişilerde kolon polipleri varlığında ve Crohn, Ülseratif Kolit hastalığı olan kişilerde de kolorektal kanser gelişme riski artmaktadır.

Toplum Neden Taranmalıdır ?

Kolorektal kanser erken evrelerde nadiren belirti verir. Bağırsak kanseri iyi huylu bir polip olarak başlar. Kolon polipleri kansere neden olan veya olmayan polipler olabilirler. Kolon polipleri tarama testleri ile saptanıp çıkartılarak kolorektal kanser gelişimi önlenebilir. Vakaların %90’ından fazlasında erken evre kanserler tamamen tedavi edilebilirler. Kolorektal kanser dünya üzerinde tarama yapılabilen 3 kanserden birisidir ve kolorektal kanserler tarama ile tamamen önlenebilir bir hastalık grubudur. Eğer kolorektal kanser kanama, barsak alışkanlığında değişiklikler ya da karın ağrısı gibi belirtiler veriyorsa genellikle ilerlemiştir ve ileri bir evrededir. Ne yazık ki bu durumdaki hastaların sadece yarısından daha azı tamamen iyileştirilebilirler.

Tarama Testleri Nelerdir ?

Dışkıda gizli kan testi birkaç dışkı örneğinde kolorektal bir polip veya kanser nedeniyle olan görülemeyecek miktardaki kanı tespit eder. Eğer pozitif ise mutlaka kolonoskopi gereklidir.

Kolonoskopi uzun, bükülebilir bir enstrüman aracılığıyla kalın barsak ve rektumun incelenmesi, anormalliklerin tespit edilmesi, buralardan örnek alınması veya saptanan anormal yapıların çıkarılması için kullanılan bir tetkiktir. Güvenli ve etkin olduğu için en sık önerilen tarama testidir. Çünkü bütün kolon değerlendirilebilir ve kanserleşme eğilimi olan polipler çıkarılarak kolon kanseri önlenebilir. Kolonoskopi kolorektal kanser taraması için altın standart bir tanı yöntemidir.

Fleksibl (bükülebilir) sigmoidoskopi hekime kalın barsağın alt 1/3’ünü inceleme şansı verir; ki bu bölümde polip ve kanserlerin yaklaşık yarısı bulunur. Eğer bir anormallik tespit edilirse yine kolonoskopi gereklidir.

Sanal kolonoskopi, hava ve boyar madde ile doldurulmuş kolonun bilgisayarlı tomografi görüntülerinin bilgisayar ortamında işlenerek kolonoskopiye benzer görüntüler elde edilmesi prensibi ile yapılır. Eğer anormallikler tespit edilirse yine kolonoskopi gereklidir. Bu tetkik de eğer tam bir kolonoskopi yapılamıyorsa uygulanmalıdır.

Tarama Önerileri Nelerdir ?

Kolorektal kanserler için risk faktörleri olmayan hastalarda tarama 50 yaşında başlamalıdır. 10 yılda bir kolonoskopi altın standarttır. Her 5 yılda bir fleksibl sigmoidoskopi ve yıllık olarak dışkıda gizli kan testi kolonoskopinin uygun olmadığı durumlarda kabul edilebilir bir alternatiftir. Yakın akrabalarında (anne, baba ya da kardeş) kolorektal kanser ya da polipler olan kişilerde tarama 40 yaşında ya da kanser tanısı almış en genç akrabanın yaşının 10 yıl öncesinde başlamalıdır. Eğer ilk kolonoskopi normalse her 5 yılda bir bu hastalara tarama yapılmalıdır. Ailesel kolon kanseri sendromlarında aile bireylerinde taramalar daha sık olmalı ve daha erken yaşta başlamalıdır.

Takip Önerileri Nelerdir ?

Kanserleşme eğilimi olan polipler tespit edilen bireylerde polipler tamamen alındıktan sonra poliplerin tipi, sayısı ve boyutuna bağlı olarak her 3-5 yılda bir kolonoskopi yapılmalıdır. Eğer bir polip kolonoskopi ya da cerrahi ile tamamen çıkarılamamışsa 3-6 ay içerisinde başka bir kolonoskopi yapılmalıdır.

Çoğu kolorektal kanser hastasına ilk girişim sonrası 1 yıl içinde kolonoskopi yapılmalıdır. Eğer ameliyat öncesinde bütün kolon incelenemediyse kolonoskopi 3-6 ay içinde yapılmalıdır. Eğer bu ilk takip kolonoskopisi normalse her 3-5 yılda bir kolonoskopi yapılmalıdır.

Kolorektal kanser riskini artıran iltihabi barsak hastalıkları varlığı durumunda; 8 yıldan daha uzun süredir devam eden ülseratif kolit ya da Crohn hastalarında kolonoskopi ve çoklu biyopsiler her 1-2 yılda bir tekrarlanmalıdır.

Comments are closed.